“Bu Ferrari babamın” deyince onunla dalga geçtiler…

Ders çıkışında beş genç, şehrin lüks bir semtinde park edilmiş kırmızı spor otomobilin etrafında toplandı. Telefonlarını çıkarıp fotoğraf çekiyor, arabanın fiyatını tahmin etmeye çalışıyorlardı.
Grubun en sessiz çocuğu olan on beş yaşındaki Eren bir süre onları izledi.
Sonra sakin bir sesle:
— Bu araba babamın, dedi.
Arkadaşları önce ona baktı, ardından kahkahalar yükseldi.
— Senin babanın mı? — dedi Kaan. — Sen okula neredeyse her gün otobüsle geliyorsun.
Eren omuz silkti.
— Çünkü daha kolay.
Kaan arabanın kapısını gösterdi.
— O zaman aç bakalım.
— Anahtar babamda.
Bu cevap çocukları daha da güldürdü.
Eren birkaç ay önce bu okula başlamıştı. Sade giyiniyor, pahalı eşyalar kullanmıyor ve ailesinin işi hakkında hiç konuşmuyordu. Bu yüzden arkadaşları onun zengin bir aileden gelmesinin mümkün olmadığını düşünüyordu.
İçlerinden biri alay ederek:
— Yoksa şu bina da sizin mi? diye sordu.
Eren tartışmadı.
Tam o sırada binanın büyük kapısı açıldı.
İçeriden yaklaşık elli yaşlarında, şık takım elbiseli bir adam çıktı. Telefonunu cebine koydu ve doğrudan çocuklara doğru yürümeye başladı.
Kaan gülümsedi.
— İşte gerçek sahibi geliyor. Şimdi ne diyeceksin?
Adam grubun yanına ulaştığında Eren ona döndü.
— Baba, toplantın bitti mi?
Çocukların yüzündeki ifadeler bir anda değişti.
Adam oğlunun omzuna dokundu.
— Evet. Seni beklettiğim için özür dilerim. Eve gidelim.
Ardından cebinden anahtarı çıkardı.
Kırmızı otomobilin farları yandı.
Az önce gülenlerin hiçbiri konuşmuyordu.
Eren’in babası durumu kısa sürede anladı. Ama kimseyi küçük düşürmedi.
Çocuklara bakarak:
— Ben sizin yaşınızdayken babamın arabası bile yoktu, dedi. Her sabah işe yürüyerek giderdi. Ama bana hayatta sahip olduğum en değerli şeyleri o öğretti. İnsanları kıyafetlerine, telefonlarına ya da ailelerinin parasına göre değerlendirmeyin.
Kaan başını eğdi.
Eren arabaya binecekken tekrar arkadaşlarına döndü.
— Bana inanmamanız sorun değildi. Benimle dalga geçmeniz gerekmiyordu.
Ertesi sabah Kaan onu okulun kapısında bekliyordu.
— Dün için özür dilerim. Seni tanımadan yargıladım.
Eren gülümsedi ve özrünü kabul etti.
İsterse babasının arabasını kullanarak herkesi utandırabilirdi.
Ama o gün arkadaşlarının aklında kalan kırmızı spor otomobil değil, Eren’in onlara karşı gösterdiği saygı oldu.
Çünkü gerçek değer, başkalarından daha fazlasına sahip olmak değil, haklı çıktığında bile kimseyi aşağılamamaktır.

Понравилась статья? Поделиться с друзьями:
Добавить комментарий

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: